abonelik: yazılar | yorumlar

leader
District 9: İç içe girişler Muzır muhalefet

Palim Radovic ve alfabe

0 yorum

pavic_0

A – İlk harf, elbette sizin de tahmin edebileceğiniz gibi benim için bir harf olmaktan farklı anlamlar taşıyor. “A” benim için Belgrad demek, ama ilk haliyle Belgrad, yaşamın manasız dönüşümü içinde kendisi de bir dönüşüme, daha doğrusu yıkıma, mecbur bırakılan Belgrad değil benim “A” harfiyle imlediğim Belgrad. Ama “A” Belgrad benim için, evet. Yaşamın bir ansiklopedi olduğunu düşündüğüm hesaba katılacak olursa, ilk maddenin de doğduğum yer olmasına kimsenin şaşırmadığını düşünüyorum.”

Muntus fuld tezibi”*
J. B. Mencke

HİÇBİR nesir türünün gereksiz olduğu kanaatinde olmadım şimdiye dek, ancak anma yazılarını bu sıradan genellememin dışında tutarsam genellememi -elbette en azından kişisel manada- daha kuvvetlendirmiş olurum. Yazmayı sürdürmekte olduğum şu metni herhangi bir anma yazısına dönüştürmemek için yazının hudutlarında turlamaktan daha makul (ve bir o kadar da akıl dışı) bir çözüm yok.

Öyleyse Palim Radovic için başlayalım.

***

[1999 yılında Palim Radovic ile Tel Quel'in yaptığı söyleşiden Türkçe'ye tercüme edilmiştir.]

A – İlk harf, elbette sizin de tahmin edebileceğiniz gibi benim için bir harf olmaktan farklı anlamlar taşıyor. “A” benim için Belgrad demek, ama ilk haliyle Belgrad, yaşamın manasız dönüşümü içinde kendisi de bir dönüşüme, daha doğrusu yıkıma, mecbur bırakılan Belgrad değil benim “A” harfiyle imlediğim Belgrad. Ama “A” Belgrad benim için, evet. Yaşamın bir ansiklopedi olduğunu düşündüğüm hesaba katılacak olursa, ilk maddenin de doğduğum yer olmasına kimsenin şaşırmadığını düşünüyorum.

B – Bulmaca, çapraz ya da düz. İngilizce’nin yaygın bir dil olması nedeniyle, oradaki deyişle: “crossword puzzle”. Edebiyatın içselleştirmesi gereken bir mecra olarak gördüm bulmacaları ve her türlü oyunu. Edebiyatın özünden kaynaklanan karmaşasının yanında, her zaman bir “biçem” unsuru olarak da karmaşanın yer alması gerektiğine inandım şimdiye dek. 70′lerde serpilip gelişen ve kuvvetli de bir temel üzerinde yükselen metin bazlı edebiyat algısının, ne kadar isabetli ve kıymetli olursa olsun gecikmiş bir kehanet olduğunu düşünüyorum ben. Bugün bakış açısında meydana gelen ani değişim aslında yeni olmayan bir algının nedense üstünlük kazanmasından öte bir şey değil. Tristram Shandy yazılalı neredeyse 300 yıl oluyor. (BKZ: M Maddesi).

C – Calvino, İtalo. İnsanlar ilk iki rakamı bulduktan sonra üç’e geçmekte zorlanmışlar ilk zamanlar. Üç çok ile eş anlamlıymış uzun zaman. Çokluk kavramının edebiyatta ne kadar önemli bir yeri olduğunu zarif stiliyle ortaya koyan -belki de ispatlayan demekte de bir sakınca yoktur ama ben demeyeceğim (Neden demediğim için ise BKZ: E Maddesi.)- İtalo Calvino’ya ayrılsın bu madde. Edebiyatın asıl görevi görünmez kentler inşa etmektir zira.

Ç – Çokluk. (BKZ: C Maddesi.)

pavic_2

D – Deney. Yeryüzünde yapılan, yapılmış ve yapılacak olan her “iyi” işin muhteviyatında yer alan olmazsa olmaz şeydir “Deney”. Deney olmadan yenilik olmaz, ki yaptığımız bir şeye yükleyebileceğimiz yegane mana yeniliğin parıltısından başka bir şey değildir. Deney, sonsuz devinim demektir. Devinim ise uçsuz bucaksızlığı anımsatır bana. Sanatsal değer taşıyan her iş-ürün, benim için pek tabii edebiyat, başlangıçsız ve sonsuz bir devinim, tükenmek bilmez bir özenerji ile yoluna devam eden deney demektir. (BKZ: F Maddesi.)

E – Ergodik. Daha evvel de bir sözlükte belirtildiği üzere: “Burada hiçbir kronoloji gözetilmemiştir, zaten bu, gerekli de değildir. Her okur kitabı kendi arzusu ve bilgisi doğrultusunda çekip çevirir, tıpkı bir domino ya da kart oyununda olduğu gibi. Kendisi içerisine bir şey ya da bir şeyler kattıkça, herhangi bir aynaya gereğinden uzun baktığında olacağı gibi, bu sözlüğün dışında kalmaya başlayacaktır: Ne kadar kendisinden katarsa, gerçeklikten de o kadar uzaklaşacaktır.” Ergodik, istediğimizin er geç olması, ama bunun ne zaman olacağına bizim değil, başka bir şeyin karar vermesidir. Burada bilimden söz etmiyorum, yani şu istatistik denen canavardan, örnek uzaydaki kayıp mekik değil benim derdim. Burada bilime yakın bir şeyden söz ediyorsam bile, sanırım bu simya olabilir.

F – Fantezi. Yaşamın bizi mecbur bıraktığı bazı ilişkiler vardır: kaynanamızla iyi geçinmeye mecburuzdur örneğin. Evlilikten yola çıkarak türettiğim bu örnek gibi daha birçok “kurum”dan kaynaklanan örnek türetebilirsiniz, eğer arzu ederseniz. Örneğimize dönecek olursak; kaynanamızla iyi geçinmeye mecburuzdur. Eğer bu mecburiyetin dışına çıkarsak sorunlar da ortaya çıkar. Gerçeklikle de insanlığın arasında kaynana damat\gelin benzeri bir ilişki vardır. Gerçeklikle hep iyi geçinmemiz gerekir. Yazar olsak da olmasak da bu böyledir. Herhangi bir insan da gerçeklikle iyi geçinmek zorundadır. Mesela bir bekçinin nöbet tutarken hayallere dalmasına izin yoktur. Önündeki ekranın aktardığı bayağı ve çok sayıdaki gerçekliğe ait görüntüye gözlerini kırpmadan bakmalı ve gerçeğe sımsıkı tutunmalıdır. Gerçeklik faturaları ödeyebilir, ama bunun dışında da hiçbir işe yaramaz. Fantezi gerçekten sıkılmış olanların hınzırlık yapmak için koşa koşa kaçtıkları metruk bir arazidir.

G – Gerçeklik. ( BKZ: F Maddesi.)

H – Tarih. Tarihi başlattığımız zamanki haliyle ἱστορία ya da historia veya her neyse. Etimolojik kökeni “araştırma” veya “araştırma sonucunda ulaşılan” anlamına geliyor. Araştıran ve araştırılan arasındaki karmaşık özne-nesne ilişkisini göz önüne getirdikçe, aklıma basit bir manevrayla her zaman metinlerimin ana hatlarını oluşturan ἱστορία’yı esgeçmek dışında bir şey gelmiyor; zira yanıtlanması gereken çok soru var: Hangi tarih? Kültürel tarih mi? Sanki kültürsüz bir tarih mümkünmüş gibi. Hangi tarih? Sosyal tarih mi? Sanki sosyal yönü olmayan bir tarih olanaklıymış gibi. Hangi tarih? Diplomatik tarih mi? Sanki diplomasiyi başımıza musallat ettiğimizden beri diplomasiden azad edilmiş bir tarih olasıymış gibi. Hangi tarih? Sanat tarihi mi? Sanki sanat tarihten ve tarih de sanattan çok çekmemiş gibi. Hangi tarih? Cinselliğin tarihi mi? Sanki her şeyi biz başlatmamışız gibi. (BKZ: A Maddesi, G Maddesi, C Maddesi ve F Maddesi.)

İ – İmge. O çok sevdiğimiz gerçeğin minik suretleri. Ama işin aslı öyle değil. Her zaman edebiyatın sinemaya yaklaştığını söylerler, ama ben sinemayı edebiyata yaklaştıranlardan yana olmuşumdur: “Dil ve imgeler arasında artan bir ilişki var. Rahatlıkla şöyle diyebiliriz: ‘Bugün toplumun içerisinde yaşamakla büyük bir karikatürün içerisinde yaşamak arasında neredeyse fark yok.’” (J. L. Godard)

J – Jüri. Bir şeyin iyi olup olmadığına değerlendirme yapıp karar veren grup. Böyle önemli bir görev tanımları var. İşleri gerçekten zor; ama giderek bir ‘karikatür’ halini alan hayatta gerçekliğin fantezinin yanında önemi kalmamaya başladıkça, tarih bir çeşit muzafferlerin anlatı formuna dönüştükçe, onlar da muzafferlerden yana bir tavır takınmıyorlar mı? Bu konuda daha açık söyleyecek hiçbir şeyim yok. (BKZ: H Maddesi.)

K – Kalem ve Kâğıt. Yazar denen garip yaratığın iki eski dostu. Gerçekten de eski bir dost artık kâğıt ve kalem. İyi anılan ve hiçbir zaman ardından olumsuz söz söyletilmeyen iyi bir dost. Bunca olumlu söze rağmen eski bir dost diyorum; çünkü yaşamın akışı içinde -Virilio’nun da ısrarla istikametinden ve istikametin vahametinden söz ettiği üzere- hızından gözlerimizi yaşartan değişimin önüne ne yazık ki geçilemiyor. Yaşamın hızı, ritüellerden yavaş yavaş vazgeçmemize neden olmuştur. Zihin de elden her daim hızlı olduğu için yaşamın hızını kutsamıştır. Kalemin yazan öznelerden uzaklaşırken ettiği buruk veda, zihin tarafından hoş karşılanmıştır. Partneriniz sizinle eşdeğer değilse, ya da en azından denk değilse, partner olma vasfını uzun süre devam ettiremez.

L – Lapsus. (BKZ: F Maddesi ve H Maddesi.)

pavic_1

M – Metin. Derrida’nın en çok sevdiği oyun parkı. Hudutlarının dışında kıymet verilecek hiçbir şeyin olmadığı tekinsiz alan. Herhangi bir nesir eseri bugün kategorize etmek fazlasıyla manasız olacağı için, ‘her şeyi kapsayan tek bir isim’ üstünde anlaşmak en iyisi. Metin, aradığımız geniş tanım aralığını bize veriyor.

M (2) – Milan Kundera. Yeri gelmiş, hatta geçmişken, benden evvel oynamakta olduğum oyunu oynamış olan Kundera’ya selam etmek isterim, ama onun Flaubert’e selam edip etmediğini bilmiyorum, bunu önemsemiyorum da.

N –  Nabokov, Vladimir. Akademik notasyonun yardımıyla bir başka metin hudutları ve kurmacanın  keyfi üzerine uzmanlaşmış macerapereste selam.

O – Ortodoksi. İki uçtan ya birinde ya da diğerinde olmak istedim hayat boyu; ortalar pek bana göre değildi. Ya en üstte, ya da en altta yer almalıydım. Veya dikey değil de yatay adaleti gözeterek söyleyecek olursak: ya pozitif, ya da negatif x ekseninde yer almam gerektiğine inandım hep. Vasatın kutsanması olarak gördüğüm ortodoksi, avamın iktidarı manasına da gelmektedir.

P – Protez.  Kültürel birikim ya da insanlığın kültür mirası gibi afili tanımlamalara maruz bırakılan düşünce ürünleri yığını. Zihnimizin kişiye göre değişkenlik gösteren devasa hacminin, ortopedik bir aparat yardımıyla doldurulabildiği bir bilim kurgu tahayyül edecek olursak, yücelttiğimiz kültürel birikimi protez ile bir tutmakta sanırım herhangi bir sakınca olmayacaktır. Ecoyen bir fantezi içinde kültür zaten çoktan böyle tanımlamıştır bile. Bildiklerimiz ve bildiğimizi sandıklarımızın tamamı, optimist bir tahminle, olsa olsa ikinci eldir.

R – Redaksiyon.  Yeniden yazmak manasında kullanıyorum, düzeltmek yerine yeniden, yineleyerek yazmak. Metnin son haline bir türlü ulaşamamak vs.

S – Sansür.

Q, T, U, V ve W maddelerinin yer aldığı sayfalar, Tel Quel’in çeviri için kullandığım bendeki kopyasında yer alan ilginç bir kahve lekesi nedeniyle okunmaz haldeydi, bu nedenle bahsi geçen maddeler çeviride yer almamaktadır.

Y -  Yazın. (BKZ: M Maddesi.)

Z – Omega. Son. Yazının dünyasına ait olan her şey çizgiselliği reddeder. Ancak fraktalvari bir yapıda karar kıldıkları da kesindir. Oyunsu yapılarındaki benzerlik nedeniyle Herberger’in futbol üzerine söyledikleri de, bu noktada yazın için tekrar edilebilir: “Oyunun başı oyunun sonudur.” (BKZ: A Maddesi).

***

Öyleyse Palim Radovic için bitirelim:

Palim Radovic

Alim PRadovic

Mil PaRadovic

Milo Paradvic

Milorad Paovic

Milorad Pavic.

Milorad Pavic, 1929-2009.

* “Dünya aldanmak istiyor.”

Yorum yapın