abonelik: yazılar | yorumlar

leader
Korku ruhu kemirir: Kederin izleri Sevgili Kırca

Sevgili Cohen

4 yorum

L. Cohen

Seni dinlemek güzeldi. Kalakalmıştık, susmak daha da güzeldi. Belki yeterince mutlu değildim ama mutsuzluk çok güzeldi. Hiç bitmesin istediğim bir büyülenmişlikle gecenin içinde kayboldum. Peki, sen hiç bulundun mu?

Sevgili Cohen,

Saat sabahın dördü, ağustosun başındayız. İyi olup olmadığını öğrenmek için yazıyorum. İstanbul çok sıcak ama yaşadığım yeri seviyorum; uzaktan tren düdüklerinin sesi geliyor. Duyduğuma göre menajerinden feci bir kazık yemişsin, o yüzden turne yapıyormuşsun; umarım kızmazsın: Menajerine teşekkür ederim.

Evet, yanımdaki insanla dirsek dirseğe seni dinlemek, onun ritim tutan ayağını hissetmek güzeldi. Kalakalmıştık, susmak bile güzeldi. Belki yeterince mutlu değildim ama güzeldi. Dertlerimizin silindiği falan yoktu ama onlar bile güzeldi. Hiç bitmesin istediğim bir büyülenmişlikle gecenin içinde kayboldum. Peki, sen hiç bulundun mu?

Kadınlar seni anlayamaz demeyeceğim ama erkek şarkıları söylüyordun aslında. Ve belki bize acılarımıza katlanmak için destek oluyordun. Seni dinlediğim için o gece mutluydum, her şeye rağmen; bütün sevgisizliğe, yanlış anlamalara, yoksunluklara rağmen. Seninle gelmiştik oraya ve giderken hepimize eşlik ediyordun.

Jane’in, Suzanne’ın, Marianne’ın hayaletleri arasında yere eğilerek, diz çökerek dua eden bir ermiş, sahneden dans ede ede çıkan bir maskara, alkışa dayanamayıp ‘bis’ değil düpedüz mini bir konser veren alçakgönüllü bir ozandın; kimine göre sahnede çoğalıyordun, kimine göre büyüyordun, kimine göre hepimizin yanında söylüyordun… Utanmazca, ürkekçe, inançlı, kanarak, inanmadan, ağlaya ağlaya, dalga geçercesine bir mucize bekledik, önce Manhattan’ı sonra Berlin’i aldık, aşklarımızın sonuna kadar dans ettik, partizanlar gibi isimlerimizi unuttuk, yanımızdaki kadınlara gizli gizli “erkeğinim” dedik, bize ihanet eden dostumuza mektup yazdık, sevdiklerimizden bile sakladığımız gizli hayatlarımızı senden aldığımız cesaretle ifşa ettik…

Janis’in hayaletiyle söylediğin “Chelsea Hotel”i dinlerken çirkinliğimizi tekrar sevmemize yardımcı oldun: Çirkindik ama müziğe sahiptik…

Bir daha buralara gelir misin bilmem, tahmin ediyorum ki zor. Ama gelirsen biz yine burada seni bekliyor olacağız.

Ve teşekkür ederim, yanımdaki insanın gözlerindeki derdi giderdiğin, kalbini dinlediğin, onu teselli ettiğin için. Ben bunu ne kadar denesem de bugüne kadar bir türlü başaramadım.

Konserden tuhaf bir iyimserlikle ayrıldığımızı söylememe gerek var mı? “Her şeyde bir çatlak var” diyordun ama o çatlaktan giriyordu işte ışık… Kalplerimiz çoğu zaman kırıktı, birbirimizi anlamıyorduk, dahası kendimizi anlayamıyorduk ki anlaşalım… Ama her şeye rağmen senin şarkılarını dinleyip en azından kederi paylaştığımızı görüyorduk. Beni sevmiyordu ama seni dinliyordu, onu anlayamıyordum ama seni dinliyordum, hayattan memnun değildik ama sen vardın; kederliydik hemen her zaman ve sen melankolinle bizi teselli ediyordun…

Ve seni dinlemek güzeldi. Kalakalmıştık, susmak daha da güzeldi. Belki yeterince mutlu değildim ama mutsuzluk çok güzeldi. Hiç bitmesin istediğim bir büyülenmişlikle gecenin içinde kayboldum. Peki, sen hiç bulundun mu?

Sevgiler, C. Civan.

  1. casper diyor ki:

    …there’s a crack in everything/ that’s how life[light] gets in…ve [gets out] dedik? Cohen,,, şu iddiasız ve arkasında duranın gölgesini gösteren, geleneksel Japon evlerindeki kapılar gibi oldu desene… İçimizdeki çatlağı sıvamaya çalıştığımız günden beri, kapısız iletişim kurulmuyor belki de… anlamak[vazgeçmek] için ışığın veya yaşamın o yarayı cayır cayır yakarak içinizden geçmesi gerekiyorsa, Cohen – “bak işte görebildiğin kadar” – buna yardımcı oldu… Melankomik dedik?
    Susmak…

    İsa Nem ne der bilemiyorum ama… “konuş konuş ağzı olan konuşuyor” demez herhalde?

  2. deniz diyor ki:

    sevgili civan,

    yazı yazmanız için cohen’in gelmesi ve mutsuz olmanız mı gerekiyor? Şunun şurasında okuduğumuz kaç site, kaç yazar var? Çirkin olabiliriz ama bizim de kafa ayarımız var ;)

  3. büşra diyor ki:

    çirkiniz. sevilmedik. fakat cohen var. inanıyoruz. ve kendimizi tutamayıp diliyoruz: dance me to the end of love

  4. funny diyor ki:

    Bu yazıyı okuyunca şaştım. Hayret Derrida dan tek bir alıntı bile yok! Gene de bir Celil Civan yazısı oldugu nasıl da belli. Çünkü yazan dertleri zevk edinen biri. Üşenmedim saydım tam 13 kez ama bağlacını kullanmış. Bence şu haleti ruhiye içinde bu yazısını yazmış:
    “Sana gitme demiyeceğim AMA gitme Lavinya”
    Celil Civan aşkta hüznü seviyor. Üstelik bu tarzı ona yakışıyor. O zaman yazarı Cohen’den şu cümle ile teselli etmeli: ” Aşkın ilacı yoktur AMA aşk tüm dertlerin ilacıdır.”:)

Yorum yapın